KAHPERENGİ

    Author: beste mina Genre: »
    Rating

    Hande Altaylı
    Doğan Kitap
    324 sayfa


    Hayat engebeli olmaktan çıkıp engebenin kendisine dönüştüğünde…
    Başladığınız yere dönebilmek için dünyayı dolaşmanız gerekir.







    Umudun,azmin kitabı bence KAHPERENGİ.

    KAHPERENGİ / HANDE ALTAYLI
    Küçük bir kasaba,yoksulluk ,şiddet ,sevgisizlik görmüş ama her şeye rağmen umudunu yitirmemiş Narin'in başarısı.

    Hayallerine ,aşka ve dostluğa kavuşması.

    Hemde ne dostluk. Kıskandıracak kadar,candan öte ,kardeşten öte bir dostluk

    Temelinde aşk da olsa kitabın,aşkın yanında işlediği diğer güçlü kavramlar kitabı çok daha renkli yapmış bence.


    Biyolojik anne,baba,kardeşin olmasının yada aynı çatı altında yaşamanın aile olmak ile hiçbir alakası olmayabiliyor bazen; bu kitapta olduğu gibi.



    *Çocukları ile ilgisi olmayan,etrafında sürekli hor görülen zavallı bir  anne: Kara Hatice,
    *Para hevesi üzerine kurulu hayatı,çocuklarını ve karısını dövmekten zevk alan ,gözü dışarıda hayırsız mı hayırsız baba: Moskov Recep,

    *Her şeyden korkan,sürekli ağlayan,sessiz kız kardeş : Şadiye

    *Hayalleri Fenerbahçe'de futbolcu olmak ikenbaşına gelenler,git gide babası Recep'e benzeyen ağabey:Mehmet

    *Bu güne kadar ailesinden hiç sevgi görmemiş ama kasabanın en zengin ve yakışıklı çocuğuna Fırat'a aşık ,çalışkan,azimli,hırslı  Narin.

    İşte bu ailenin tek ortak yanı,bulundukları yerden ve hayattan kaçış umutları. Hepsi bir gün kurtulacağının hayalleri ile günlerini geçiriyor.

    Narin o şartlarda okuyabildiği,Üniversiteyi kazanıp İstanbul'a kaçabildiği,Deniz gibi bir dosta sahip olduğu için çok şanslı.

    Tesadüff bu ya, ilk aşkı Fırat,İstanbul'da hemde Deniz'in kız kardeşi Irmak'ın sevgilisi olarak karşısına çıkıyor. 

    Fırat'ın tekrar hayatına girmesi ile Deniz ile dostluğunun ve geçmişinin muhakemesini yapması gerekiyor.


    Daha önce hiç Hande Altaylı okumamıştım.Çok akıcı,sade bir dille yazılmış bu kitabından sonra diğer kitaplarınıda hemen okumak istiyorum .


    Kitap Hakkında:
    Hayat engebeli olmaktan çıkıp engebenin kendisine dönüştüğünde…
    Başladığınız yere dönebilmek için dünyayı dolaşmanız gerekir.

     
     O sabah yatakta gözlerini açtığında ise kendini iyi hissetmiyordu. Bir gece önce Fırat’ı görmek dengesini altüst etmişti. Geçmişin asla sandığımız kadar uzakta kalmadığı gerçeğiyle yüzleşmek, yeteri kadar uzağa gidemediği kaygısını doğuruyordu. Yoksa yıllar geçtikçe güçleneceğine, zayıflıyor muydu insan? Olgunlaşacağına koflaşıyor, dayanıklılığını yitiriyor muydu? Öğreneceğine unutuyor, bildiklerinden şüpheye mi düşüyordu? Geride bıraktığı onca şeyden ve onca yıldan sonra böyle yaprak gibi titremek, kendini başa dönmüş gibi hissetmesine yol açıyordu. Yürümüş, yürümüş ama hiçbir yere gidememişti. Belki de dünyanın yuvarlak olması, daima başladığın yere, yani kendine döneceğin anlamına geliyordu.
    Küçük bir Anadolu kasabasından İstanbul’un ışıklı gecelerine uzanan bir yolculuğun hikâyesi. Sevginin değil, mecburiyetin birlikte tuttuğu bir ailede büyüyen Narin ilk kez âşık olduğunda yolların nihayet daha büyük yollara bağlandığını, o büyük yolların da başka şehirlere, ülkelere kavuştuğunu anlar. Ve biri gittiğinde arkasında bir yol bıraktığını. Ama o yolların nefrete, ihanete de açıldığını anlaması için aradan yılların geçmesi, dostlukların sınanması, kaybedilenlerin bulunması gerekecektir.

    Leave a Reply